-Bayramda memlekete gideceniz mi gız?
-Ay bilmem ki! Keşke gidebilsek!
-Sakarya mıydın ne? Gaç senedir gitmezsiniz?
-Sakarya, evet şekerim.
-Ellaaem sekiz sene oldu.
- Ay şekerim onu bırak da sana bir şey anlatayım. Bizim alt komşu var ya! Şu âlem adam!
-Şu serhoş herif mi gız!
-Evet evet! Eşim anlattı dün, gülmekten ölürsün vallahi!
-Vallaha mı!
-Bir yaşıma daha girdim ayol! Adam Hatay’da değil fıkrada yaşıyo sanki!
-De hadi annat gız! Dokuz doğurtma!
-Ay bizim komşu –af edersin- incir rakısı çıkarırmış kendi kendine bilirsin.
-Annadıp duruyon kele! Bilmem mi heç?
-Ardiyesine çekilir öyle bir başına. Kendinden başkasına zararı yoktur.
-Davşan ….u gibi ne kokar ne bulaşır he mi?
-Koku dedin de etrafta belli belirsiz çürük, ekşi bir koku olur sadece. Ekşimiş incirden… Eşim anlatıyor, Karayolları emeklisiymiş adam. Ayık gezmezmiş, balıksız edemezmiş. Eşim, eli kadehli, omzu oltalıdır hep diyor.
-De hadi annat gız! Çatladacan mı merakdan! Annat bire kele!
-Ay şekerim! Pazar akşamüstü çarpışmışlar bahçe kapısında ansızın.
-Patdadanak ha?
-Eşim şöyle anlatıyor gerisini:
-Merhaba beyefendi nereden böyle kolda sepet?
-Hıck! Balık avından işte! Oltam omzumda ya!
-N’aber av macerasından bu gün, iyi mi?
-Eyyi eyyi! Kısa günün kârı, dört barnaklık üç çipura.
-Ya kulağınızı sarmışsınız salkım saçak, o da ne?
-Ney mi? Oltayı salladım salladım da, hıck, saldımdı ileriye. Balık tutup getiresi iğnem bu sef, dalmasın mı ahanda kulağıma! Hıck!
-Azizim senin olta, olta olalı, yenice, büyük bir balık tuttu desene!
Hoşuna gitmiş nüktesi eşimin. Göbeğini hoplata zıplata kıkırdamış ayakta durmaya çalışarak. Ertesi sabah işe giderken ardından yalpa yalpa yetişmiş bizimkinin. Ne dese beğenirsin?
-Ne dimiş, ne dimiş?
-Tamı tamına şöyle demiş: “Vallahi senin şu cümlen var ya, hıck! Av dönüşü demiştin. Ayık başımı sarhoş etti sabaha dek eyyi mi!”
-Essahdan fıkra adammış senin komşu!
-Sahiden öyle dii mi ama?