Gönderen: seyapar | Haziran 12, 2008

Kemik Düşmanı

Kemik Düşmanı
Fırtına geldi gelecek. Kara bulutlar kararlı. İnecekler döne döne yeryüzüne. Çata pata, grav grav. Şırrak bir şimşek, güm güm yıldırım, yıldırım.

Merhaba çomar. Ne haber? Tanımadın mı koçum? Bak ben geldim. Unuttun mu len bizi kerata. Kemik düşmanı seni! Düşün düşün çıkarırsın belki hayırsız!

Çanağın yerini değiştirmiş babam bak sen! Bir bu kulübenin yerini değiştiremedi adam. Onu oraya onu oraya… Çite çit eklemiş, direklerin dibine taş çakmış hem de. Duramaz yerinde bi dakka. Çatının uzatma çinkosuna yatırdığım uzun taş hala yerinde. Orayı ellememiş.

Valiz ağır, sarkar sarkar; parmaklar zora uzak, elimi kerter.

Kimse dışarıda değil ha? Ört kapı pencereyi, sin içeri, iyi! Nohut oda bakla sofa kulübe. Gecekondu mu gecekondu basbayağı. Amma bu dağ başında imarlı arsayı kaybettinse bul. İki çalı çırpı tutuştursan yine fırın gibi içeri. Kapının altına yatır çul eskisini. Oh! Yan gel yat ondan sonra. Bırak cızırdasın çaydanlık derinden başlayıp cazgırlaşasıya.

Telefon etmedim iyi ki. Görünce şaşıracak ikisi de ihtiyarların. Annem yine koyverir yaşları iki gözünden hüngür hüngür. Kolları sarım sarım, sıcak sıcak. Kollarıyla değil kalbiyle sarılır yavrusuna.  

Vın vın öten elektrik telleri mi, öyle, gergin, kırbacımsı? Yukarda rüzgâr daha azgın demek rastladığına. Suyu sıkılan çamaşır gibi burulu yüksek gerilim teli falan dinlemiyor.

Toprak sıva pul pul inledi onca yıl. Dökül dökül bitmedi. Tavuklar da bulmuş deliklerini korkudan, fırtına korkusu bu, şaka değil. Tavuk adam demez çarpar adamı yerden yere. Bu tepede rüzgâr muhtar alimallah, yönetir her şeyi. Avurt zavurt, kolaçan eder her deliği. Zamansız yakalanırsan işin bitik. Bakmaz gözünün yaşına.

Çit odunları eskir, yıpranır her görüşümde. Ağaç mağaç deme, soluyor onun da rengi. Yağmur yer, yaş yer; güneş yer, kış yer; atar beti benzi elbet onun da. Ayva tüyleri çıkar eski çit direklerinin yanağında zamanla. İnsanoğlu bile yaşlanıyor değil mi ya! Yorulmasınlar mı hayattan ağaçlar da?

Teker izleri vırç vırç, bulaşık çamur, kırmızı hem, özlü özlü. Kenarı, ortası; yolun, çayır asfaltı, pek; bastın mı. Yenile bir araba gelmiş evet. Ben diyeyim dün, sen de üç gün önce. Yeni işte… Bir hafta içinde. Üstüne belki bir ince yağmur yemiş, belki de hiç su görmemiş. Traktör değil, küçük; taksi desem ondan da büyük. Pikap mı ki? Belki de…

İpteki çamaşırlar pıt pıt titriyor kalbim gibi.

Oğlum çomar bak bozuşuruz hala ne bakıyon öyle. Kemikleri helal etmem sonra. Bak ben geldim oğlum! 

 

Şemsettin Yapar


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler