Gönderen: seyapar | Haziran 12, 2008
Çoban mısın?
Çoban mısın?
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
“N’aparsın bu dağ başında, kör itin öldüğü yer bura!” Soluk soluğayım. Ter dibimden çıkmış. Omur vadimden akan ter aşağılarda bel hizamda kemerimin gerginliğinde emiliyor.
“Sen ne ararsan ben de onu!” Kıkırdıyor, kıpır kıpır. Bu rakımda laflayacağı bir insanoğlu bulmanın sevinci. Lafı güzafa neresinden başlasa ki? Sözün manası değil önemli olan, adam işareti olması yeter!
“Aha buncaazları güderin, sen de çoban mısın küne? Hehe!” Ayakkabılarıma, eşofmanıma bakıp omuz silkiyor. Bak bu söz iyi oldu dercesine.
Alnımı sağ kolumla siliyorum, ıslanıyor haritaca. Çoban köpeği, asaletiyle ağırdan hareket ediyor, aceleye gerek yok buraların sahibi benim. Hiheyt, tek tek basaraktan… Eniği daha alışacak, tüm çömezler gibi fellik fellik. Kışın karı, baharın yağmurlarıyla toprağın üst bir karışı etlenmiş, yemesi yerinde kasabalıların derisi kalındır ya! Çim çimen yarışıyor yüze ben çıkacağım diye.
“Buralarda bir kale burcu olacak derler, nerdedir?” Muhabbete mal olacak bir laf ucu bu. Tüm bedeniyle dönüyor bir yanına. Koluyla yamacın sırtında belli belirsiz kayalıkları işaret ediyor. “Na, kayaların ardına düşer, beli aş, bi câre içimi irelde! Tek dur yalnız, yılanı bol olur. Mal ürker o taraftan. Sürmeyiz o yana biz.”
Meraklı… Kurt durmaz kemirir, acaba… “Gömü yoluna mı bu zahmet?” Oralı değilmişim gibi oturuyorum kınalı bir kayaya. Ağzımda ot parçası, bir sağa bir sola. Gözler orayı burayı izler, iz azdırarak. Köpekdişlerimin arasında sabahtan kalma domates kabuğu. Diş fırçalamaya boş verdik buraya geleli. Hem köy yerinde alışıyor insan. Nerde yaşarsan oranın parçası olursun git gide.
“Yok be yahu, ne gömüsü! Merak işte!” Besbelli kıvırma sandı. O şekil gülümsüyor. Avuçlarıyla sopanın parlamış başını okşuyor, takıntısı demek bu onun da. Omuzlarını silkeleyiveriyor zıp zıp, düşen ceketi hop kapıyor arkadan. Hoş. Dağ başında bıçkın delikanlı edaları. Tıraşı üç beş günlük.
Sürünün o yanında bir dalgalanma. O uysal hayvancağızlardan beklenmeyecek acele bir ürkü. Üç beşi meliyor, korkulu. Müstağni bir bilmişlikle durum tespiti. “Gene yılan gördüler. Ocağı yanasıca rahat vermiyor hayvanata! Sokmaz amma beterini yapar. Sen dağ taş dolaş, besle; o dikilip eğlensin mübareklerle. Sonra iki gün boyunca ipten, sicimden, hortumdan değnekten ürker garibim. Bir hafta et yürümez bedenine.”
Herkesin derdi kendine büyük. “Bana eyvallah aga!” Gömleğimin bir düğmesini daha açıyorum, buz gibi yalıyor korkusuz rüzgâr. Hasta mı olurum, olsun be yahu, bu keyif kimsede yok şimdi. Dağların hâkimi benim!
Şemsettin Yapar
Uncategorized kategorisinde yayınlandı