Gönderen: seyapar | Haziran 12, 2008

Cezbe Teli

 

Cezbe Teli
Mırıltı. Ayak sesi. Döndüm. Elinde bez, spor bir çanta ağdırıyor bir tarafa. Eğri bastonu, kehribar.  Kırçılında akı fazla sakallı bir ihtiyar. Çevik. Bir yere gidecek besbelli, halüetvarı bu mealde. “Koyuncu Petrol yönüne mi?” Gözü ümit avına çıktı yüzümde.

“Yok” dedim, “Yok, tam tersi”; ama hemen düzelttim. “E, seni bırakayım petrole, geçerken.” Tamam deyiverdi, çocukça gülümserken. İhtiyarların safi candan çehreleri…  Misvak cilalı dişleri… Sevinmişti. Konuşma başladı, kapılar açık. “Köye giderim şimdi, otogardan kalkar minibüs. Yunak’ın köyündenim ben. Oğlan var burada Şeker’de çalışır. Bir kız da Ankara’da…”

E, yola değil otogara bırakayım o zaman, yolumun üstü.” Şaşırdı bunu beklemiyordu besbelli.

Koltuğa yerleşti, rahatladı.  “Cezbeliyim ben” demez mi! Bir yandan 126 Bis stop etmesin diye kıvranıyorum, elim jiklede, bir yandan ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum. Amanın viraja dikkat! Burada bekleyecekti arkadaş. Vakit geçiyor bekleyemem seni. Mesaiye geç kalacakmış, kal da gör.

“Cezbeliyim ben” diye yineledi. Laf gazına da basmamı bekliyordu. “Ne demek bilir misin?” Ah bu dedelerin hatıra safarisi! “Ne demek?” dedim. Keyiflendi, yularım elindeydi artık.

“Benim büyük oğlan İstanbul dönüşü kaza geçirdi, öldü, otuz sene var. Mazot çekeriz biz. Öteki oğlanlar da aynı. Hadiseyi bana haber verdiklerinde Allah’tan temkinimi bozmadım. Allah’tan ha! İçime bir huzur çöktü. O vakit dedim ki, kaderimin sahibi, beni bununla denersin demek. Kailim anasını satayım, dedim. Bir kıpırdanma oldu şuramda ossaat, titredim. O gün bu gündür hoca dokunaklı konuşursa, üç sefer Allah, Allah, Allah diye yekinir zıplarım yarım metre, yetmiş beş santim. Bilmem kendimi ha! Sonra anlatırlar böyleyken böyle oldu diye. Şaşarım halime. İstemeden yani. Cezbe bu. Cezbe kalbin hassas teline rahmetin dokunması. Zıplarsın o an, ister istemez. Sende de olur mu?” yok diyorum gülümseyerek. Bu yavrumun acısına dayanmanın karşılığı” diyor.  “Çeker beni Allah kendine.”

Yol yarı.

“Okurum”

Bu kelime derin, bak, düşün, der gibi durdu. “ Miftahülkulub okurum, Kalp Anahtarı” “Bilin mi?”

“Yok” dedim. “okumadım”

“Kavak gölgesinde çeneleşeceğime okurum!”

“Bak şurada işte otogar. Ters yön, gidemiyorum. Yürüyeceksin biraz. Bana dua eder misin?”

“Hem ederim hem o gün seni bulurum!”

Al sana başka bir sohbet kapısı. Mesai kaçıyor be sakallarını sevdiğim dedem!

“Hangi gün?”

“Mahşerde yav! Dizileceğiz ya permeperişan!”

İliklerde iman!

“Bensiz gitme emi!”

Anlıyor hemen. Anlamaz mı!

“Tamam. Cezbeliyim ben. Hakkım var. Seni almadan gitmem.”

Gözyaşı torbası istemsiz kaslardan mı örülü? Böyle uluorta. Dolu dolu. Göz çukurundan yanaklara, oradan aşağı, bir bir.

Şemsettin Yapar


Yanıt

  1. İNSANIN İÇİNDE BİR ŞEYLER KIPIR KIPIR OLUR YA İŞTE ÖYLE…
    ABİM SENİ VE HİKAYELERİNİ ÇOOK SEVİYORUZ…
    RABBİM SAĞLIK AFİYET HUZUR VERSİN DE ÇOK HİKAYELERİNİZİ OKUYALIM…

  2. ellerinize bileklerinize aklınıza sağlık çok güzel yazılar


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler